|
HTML clipboard Rüya
Ucsuz bucaksiz bir karanliga bakiyordum. Var olan tek sey derin bir sessizlikti.
Yonumu gormek icin caktigim bir kivilcim karanligi yarip sessizligi bozdu.
Kivilcimin isiginda TBD topraklarinin uzaydan goruntusu onunde bir kadin, orta
yaslarda bir annenin yuzu belirdi. Yuz ifadesi uzgundu. Gozler iri ve dolu.. 7
devletin bayraklari uzerindeki simgelerle mutavazi bir sekilde giyimliydi. Adi
Yurtana idi, bilekleri ve ayaklari zincirlenmis; aci icinde inliyordu.
Yurtana'nin saclari uzundu ve saclarinin uclari karanligin icinde kayboluyordu.
Yurtana, dizleri ustune cokmus, ayaga kalkamiyordu.
Etrafa yine coken ucsuz bucaksiz bir karanligi ve derin sessizligi baska bir
kivilcimin atesi bozdu. Kivilcimin yaktigi mesale isiginin yansimasina dogru
Yurtana basini cevirmeye ugrasiyordu ama Yurtana'nin saclarindan tutan eller
onun yuzunu geri karanliga cekiyordu. Yurtana'nin yuzu yine karanligin icine
gomulurken buyuyen gozlerinden kalin bir damla yas, suzulup, bosluga dustu.
Karanligi yaran bir mesale uzaklarda mustakil bir evin disinda, bir eli ile
bastonu uzerinde zorlukla duran bir dedenin diger elinde yaniyordu. Iyi giyimli
bir genc arkasinda dolu bir sirt-cantasi ile egilmis babannesisinin elini
opuyordu. Dogrulup, asagi kaymis olan gozluklerini geri gozlerine dogru iten bu
genc, dedesine sarildiktan sonra dedenin elinden mesaleyi alip, muazzam bir
kararlilik ve hizla yola koyulmustu. Adi Yigit idi.
Yigit'in mesale isigi uzaklasirken, Ogrenciler universitelerinden, memurlar
dairelerinden, isciler fabrikalarindan ellerinde mesalelerle kasaba, koy, sehir
yollarina koyuluyor, karanligi artarak yaran mesale isiklari ile ayni
istikamette Yurtana'nin yardimina geliyorlardi.
Yurtana'nin yakinina ulasanlarin sayilari cogaldikca, Yurtana'nin yuzune vuran
zayif isik kuvvetleniyor, mesaleyi tutanlarin sayilari arttikca isinlar gunes
gucune donusuyordu.
Isinlar Yurtana’nin yuzunun bir yaninda parlamaya devam ederken, Yurtana yuzunu
bir kere daha isinlara cevirmeye cabaliyordu. Onu geri karanliga cekmek isteyen
guce karsi direniyordu.
Ayni zamanda Yigit on saflara ulasmis ve mesaleyi var gucuyle yukari kaldirmaya
cabaliyordu. Iste o anda, bir kisinin yarattigi fark imkansizi
gerceklestirivermisti; Yigit'in mesalesini kaldirmasi ile birlik birden bire
isinlar cogalmis ve Yurtana’nin yuzunu ve vucudunu sarivermisti.
Yurtana isinlarin verdigi gucle, kollarini isigin geldigi yone dogru acip
yavasca ayaga kalkarken elleri ve ayaklarina bagli olan zincirler eriyip yok
oluyor, Yurtana aydinliga ciktikca dev gibi buyuyor – nurlasiyordu.
Etrafini saran ve icinde bulundugu kurak topraklardan bir eli yukariya acik,
digeri topraga donuk (dervis misali) goge dogru yukseliyor (ayaklar yerde),
parmaklari ve eli karanlik bulutlarin icine girerken karanlik bulutlar insani
iliklerine kadar sarsan muazzam bir gok gurultusu ile yariliyor, simsekler
cakiyordu. Karanlik bulutlar yagmura donusuyor,
Gunes isinlari ile birlik aydinlik etrafi kapliyordu.
Yurtana gunes isinlari ve yagmurla bir olup TBD topraklarina serpiliyordu.
Kurak topraklar yesermeye, agac dallarinda meyveler olusmaya basliyor, denizler,
goller ve irmaklar doluyor ve su degisik nehirler yolu ile diger ulkelere
ulasiyor ve etraf yeseriyordu..
.......
Her ruyayi dinlediginde dedem "hayirdir insiallah" derdi..
Hayirlara vesile olmasi ve
BasarilariMizin devami dilegimle,
Sefer Ozdemir
|